Seyreden Toplum

0
34

Genelde insanlığın kaderi hak ettiği olacaktır.Albert Einstein

İnsanoğlunun tepkisizliğine en büyük örnek 2

. Dünya Savaşı’dır. Milyonlarca insanın canına mal olan bu tarihin en büyük ve kanlı savaşının arkasında akıl almaz basiretsizlikler ve tepkisizlikler bulunmaktadır. Eğer Devletler Topluluğu, Almanya’nın, Avusturya’yı ve Çekoslovakya’yı işgaline tepki gösterseydi; Amerika, Avrupa’dan daha fazla mülteci kabul etseydi; İngiltere, daha fazla Yahudi’nin tarihi yurtlarına gitmesine izin verseydi; Müttefikler, örneğin Birkenau’ya giden demiryollarını yalnızca bir kez olsun bombalamış olsalardı, bu tarihin en büyük trajedisi önlenebilirdi. Gerçekten de, burada saydığım ve sayamadığım birçok tepki, etki, yol ve yöntemle, bu katliam hiç başlamadan bitirilebilir, hiç olmazsa sınırlandırılabilirdi. Ama maalesef olmadı. Koca dünyada bir Allah’ın kulu, kılını bile kıpırdatmadı. Sonuç: 27 milyonu Sovyet, 10 milyondan fazlası Çin, en az 6 milyonu Yahudi, 6 milyondan fazlası Alman, 3 milyondan fazlası Polonyalı, 2.5 milyonu Japon ve 1.5 milyonu Yugoslav olmak üzere toplam 60 milyondan fazla insanın ölümü. Bunların %33’ü asker, geriye kalanı sivildi. İşte aymazlığın, aptallığın, tepkisizliğin, basiretsizliğin ne derseniz deyin inanılmaz bilançosu! Boşuna ‘umutlanmayın’; 3.sünde de hiçbir tepki olmayacak.

Batılı toplumlar, önce Bosna’da Müslüman halkın, ardından Kosova’da Arnavutların Sırplar tarafından soykırımdan geçirilmesini televizyonlardan yıllarca naklen izledi. Televizyon muhabiri, Sırp kurşunlarına hedef olan çocuğunun cesedi başında yas tutan Kosovalı anneye mikrofonu uzatıp, ‘Ne hissediyorsunuz?’ diye dalga geçtiği sırada da tüm dünya öylece izliyordu. O zaman da bir tepki olmamıştı; bugün de benzer katliamlar yaşanıyor ve insanoğlu tepkisiz. Korkarım, yarın da hiçbir tepki olmayacak.

Artık sadece seyretmekle yetinen, tepkisiz ve sinik insanların büyük bir çoğunluğu oluşturduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bugünün toplumu, artık bilincini ve vicdanını kaybetmiş ‘duygu ötesi’ bir toplumdur. Olayların insanlarda kolektif bir coşku yarattığı, onları duygulandırdığı ve eyleme sevk ettiği zamanlar geçip gitmiş, duygular paketlenip rafa kaldırılmıştır. Çağımız insanı artık gerçek duygularını yaşayamaz, onları eyleme dökemez haldedir. Bir süredir sanal bir dünyada yaşadığı için, olsa olsa duygu simülasyonu yaşayabilir. Zaten yaşadığı her şey yalan ve yapmacık. Tepkilerini de sanal dünyada, reklam amaçlı veriyor. İnternette izlediği soykırıma karşı tepkisini ‘imojilerle’ gösteren embesillerin arasında yaşamaktan bir insan olarak utanç duyuyorum.

Üst aklın işi olan, sentetik duyguların kültür endüstrisi tarafından topluma geniş çapta güdümlenen bir durum bu. Duygular, yeni bir biçim alarak mekanikleşmiş; seri üretime, melez duygulara dönüşmüştür. Uygun biçimde(tepki doğurmadığı müddetçe) topluma güdülendiği sürece, her politika ya da olay kabul edilebilir hale gelmiştir. Eylem için gerekli olan akıl-duygu bağı tamamen kopmuştur. Tepkinin asla kolektif bir eyleme dönüşmemesi amaçlanmıştır ve şu ana kadar da başarılı olmuştur.

İşte karşımızda, maalesef gerçek hayatı ve onun tüm insani değerlerini kaybetmiş, her şeye bahaneler uyduran, tüm uyarılara doymuş, kayıtsızlıkla sınanan, insanlığından geriye kalanları ve varoluş zeminini kaybetmiş bir toplum. Kayıplarının farkında olmayan ve onların yerine ne koyacağını bilmeyen; doymak bilmeyen boğaz mücadelesinde, ahlaki değerleri tamamen tükenmiş; üstünde yükseldiği kültür sütunlarını, insanlık prensiplerini, doğru ve yanlış bildiklerini, determinantlarını kaybetmiş; akıl elbisesini çıkarmış, soyunmuş dımdızlak ortada duran bir toplum.

Bir tepki vermen gerektiğini gayet iyi biliyorsun. O tepkiyi niçin vermen gerektiğini de. Nasıl tepki göstermen gerektiğini de biliyorsun. Nerede ve ne zaman göstermen gerektiğini de. Tepki göstermemekle neler kaybedildiğini ve göstermekle de neler kazanılabileceğini çok iyi biliyorsun. O halde seni durduran ne? Muhtaç olduğun kudretin nerede olduğu belli. İlkelerin ve inkılapların da belli. Prensiplerin, yol ve yöntemlerin hepsi açık açık belirtilmiş. ‘Korkma!’, korkacak bir şey yok. Peki, hala neyi bekliyorsun? Neden korkuyorsun? Nedir bu ruh halin? Neden bu bencilliğin? O yılanın önünde sonunda gelip seni de bulacağını bilmiyor musun? Üstüne ölü toprağı serpenlerin, o toprağa seni diri diri gömdüklerinin farkında değil misin? Farkında mısın, başına bir iş gelse, muhtemelen kimsenin umurunda bile olmayacaksın!

MAYIS-2020

Okan ONUR

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here