Ana Sayfa Yazar Köşesi KÖY ENSTİTÜLERİ 2

KÖY ENSTİTÜLERİ 2

1980’lere kadar Türkiye, dünyada tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeten ender ülkelerden biriydi. Çok az borcu ve öz sermayesiyle hızla gelişmekte olan istikrarlı bir endüstrisi vardı. Örneğin;1983’de 18 milyar dolar olan brüt dış borcu, 2019 Mart ayı itibariyle 453 milyar dolardır. Bu milli gelirin %60’ı demektir. 1990’lı yıllara gelindiğinde Türkiye, İmalatta Gayrisafi Katma Değer Paylarına göre, en iyi 15 üretici ülke arasında 13. Sırada idi. Bugün ise listenin çok çok altındadır. Çünkü son 35-40 yılda Türk Ekonomisi, ithalata dayalı, teknoloji geliştiremeyen, katma değeri yüksek ürünler üretemeyen, marka ve değer zinciri oluşturamayan, sanayi ar-ge ve üretim inovasyon altyapısına sahip olmayan bir ülke haline getirildi.

Zira bu süre zarfında ülke ekonomisi inşaat sektörüne angaje edildi. Ülke ekonomisinin, hiçbir şeye faydası olmayan beton bloklar üzerinde yükseleceği izlenimi verildi. Öyle de oldu. Türkiye, değer yaratmayan ve karşılığı olmayan beton ekonomisi sayesinde borca batarak güya büyüdü(?). Türkiye, büyürken cari açığını da sürekli dağ gibi büyüten absürt ülkeler arasında yer aldı. G-20 içindeki ülkelerin hiçbirinde, ekonomisi Türkiye gibi kâğıt üzerinde büyürken bir yandan da cari açığı inanılmaz şekilde büyüyenbaşka bir ülke yok. Çin, büyümede 1. Ama cari açık vermiyor, tersine döviz fazlası var. Hindistan da, Türkiye gibi büyüyor ama cari açığı %3’ten ibaret. Rusya, G.Kore, Endonezya gibi ülkeler ise hem büyüyorlar hem de cari açık değil, cari fazla veriyorlar.

Bu projelerin her birinin dile getirilmeyen bir özelliği vardı: Hepsinin ortak amacı, dünya üzerindeki hükümetlerin uzun vadeli finansal bağımlılıklarını ve dolayısıyla politik sadakatlerini garanti ederken, aynı zamanda müteahhit firmalar için büyük karlar yaratmak ve krediyi alan ülkedeki bir avuç varlıklı, nüfus sahibi aileyi mutlu kılmaktı. Verilen borç ne kadar büyük olursa o kadar iyiydi. Bir ülkenin omuzlarına binen borç yükünün o ülkenin en fakir vatandaşlarını onlarca yıl sağlık, eğitim ve diğer sosyal hizmetlerden yoksun bırakacağıysa dikkate alınmazdı.’(John Perkins,

 

Ülkemiz büyük bir bataklığın içinde saplanmış durumda. Uzun süredir çırpınıp duruyor batmamak için. Direnen kişi, kurum neredeyse hiç kalmadı. Batan gemide kimse durur mu? Herkes kaçıp gitme derdinin peşine düşmüş durumda. Özellikle de gençlerimiz. Yani geleceğimiz. Artık çocuklarımız orta öğretimden itibaren yurt dışına gidiyorlar. Sadece çocuklar ve gençler mi? İnsanlar neresi olursa olsun bu ülkeden gitmek istiyorlar. Gençlerle başladı; kadın, erkek, yaşlı, genç… Artık herkes ardına bile bakmadan gitmek istiyor. Son 30 yılda çok ciddi beyin göçü verdik. 1980’de yüzde 4,4 olan beyin göçü oranı, takvimler 2010’u gösterdiğinde yüzde 12,4’e ulaştı. Uzmanlara göre, beyin göçünün sonucu olarak doğacak olan ekonomik, sosyal ve kültürel kayıplar ülkemizi daha da geriletecek. Böyle giderse, her alanda daha büyük krizlerin yaşanacağı besbelli. Beyin göçünün etkilerinden biri de ekonomiye verdiği tahribat.

Türkiye’den beyin göçünün maliyeti 200 milyar doların üzerinde. İşin komik yanı, Hükümetin yurtdışındaki bilim adamlarını Türkiye’ye geri döndürmek amacıyla ‘tersine beyin göçü’ adı altındaki yeni teşvik programını açıklamasının hemen ardından, Türkiye’de bazı akademisyenler tutuklandı. ‘Burada bence önemli olan aydınların alınması, sorgulanması, serbest bırakılması değil, bu durumun yarattığı gözdağı ortamının dalgalar halinde tüm vatandaşlara yayılıyor olması. Gerek yurtdışında, gerek yurt içinde gözdağı ortamın yarattığı bu tedirginliği canlı tutmayı artık bir toplumsal kontrol ve baskı stratejisi olarak gören ve bundan medet uman bir rejimle karşı karşıyayız. Etliye sütlüye bulaşmayan, muhalif olmayan, kendi halinde doktora öğrencileri dahi Türkiye’ye tatile gitmeye korkar oldular. Bu afaki belirsizlik ortamının nelere mal olabileceğinin hesabını yapan genç aydınları nasıl ülkeye geri kazandırmayı umuyor bu rejim? Belki de ummuyor, böylece sadece biat edenler gelsin, gerisi muhalif olsun olmasın ne halleri varsa görsünler tutumu bu.

MAYIS-2020

Okan ONUR

- Advertisement -

SOSYAL MEDYA

16,985BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
2,458TakipçilerTakip Et
1,500AboneAbone Ol

Çok Okunanlar

Çalışmalar Yeşil Bir Kartal İçin

“Yeşil Odaklı Kartal” için çalışmalar aralıksız devam ediyor. Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in seçim döneminde üzerinde özellikle durduğu “Yeşil Odaklı, Çevreci, Yaşanabilir Bir Kent” oluşturma...

Başkan Yüksel İBB Meclisinde Konuştu

Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu liderliğinde gerçekleşen ve İBB’nin 2021 yılı bütçesinin görüşüldüğü Büyükşehir Belediye Meclis Toplantısı’na...

Sağlık Bakanı Uyardı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca sosyal medya hesabından paylaşım yaparak Koronavirüs tedbirleri hakkında dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yaptığı paylaşımda "Salgına karşı zorunlu...

Sancaktepe Belediyesi Ödüle Doymuyor

Marmara Belediyeler Birliği tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Altın Karınca Belediyecilik Ödül Törenin de, Sancaktepe Belediyesi Afet Yönetimi kategorisinde Mobil ve Web Uygulama...

İlgili Haberler

Çalışmalar Yeşil Bir Kartal İçin

“Yeşil Odaklı Kartal” için çalışmalar aralıksız devam ediyor. Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in seçim döneminde üzerinde özellikle durduğu “Yeşil Odaklı, Çevreci, Yaşanabilir Bir Kent” oluşturma...

Başkan Yüksel İBB Meclisinde Konuştu

Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu liderliğinde gerçekleşen ve İBB’nin 2021 yılı bütçesinin görüşüldüğü Büyükşehir Belediye Meclis Toplantısı’na...

Sağlık Bakanı Uyardı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca sosyal medya hesabından paylaşım yaparak Koronavirüs tedbirleri hakkında dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yaptığı paylaşımda "Salgına karşı zorunlu...

Sancaktepe Belediyesi Ödüle Doymuyor

Marmara Belediyeler Birliği tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Altın Karınca Belediyecilik Ödül Törenin de, Sancaktepe Belediyesi Afet Yönetimi kategorisinde Mobil ve Web Uygulama...

Tuzla’da Öğrencilere Deprem Eğitimi Verildi

Tuzla’da üniversite sınavına hazırlanan Tuzla Gençlik Merkezi(TUZGEM) öğrencilerine afet anında neler yapılması gerektiği anlatıldı. Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı,” Özellikle Afet durumlarında ilk...
- Advertisement -