KATİL KİM?

0
30

İnsan, düşleri öldüğü gün ölür’ diyor Yaşar Kemal. Eskiden çocukların masum ve malum düşleri vardı. Gerçek dünyaya ait pragmatist(faydacı) ve plüralist(çoğulcu) düşlerdi bunlar. Yani genelde topluma ve insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirecek büyük düşlerdi. En hayalperesti süper güçlere sahip bir kahraman olmak isterdi. En gerçekçisi ise doktor olup, tüm hastaları iyileştirmek isterdi. Şimdikiler gibi internetin sanal âleminde, gerçeklerden uzak, bencil, bön ve banal bir biçimde yaşamıyorlardı. Yaş ilerledikçe düşlerin yerini, ileriye dönük sahici planlar alırdı. Bu planlar üzerinden hayallerine ulaşmak için çok çalışıyorlardı. Çünkü o hayallere ulaşmanın yolunun iyi bir plan yapmaktan ve çok çalışmaktan geçtiğinin farkındaydılar. O vakitler herhangi bir çocuğa ‘ileride ne olmak istiyorsun?’ diye sorduğunuzda, kendinden emin ve ne istediğini bilen, tok ve tek bir cevap alıyordunuz.‘Ben şunu olmak istiyorum’ ya da ‘Ben şu olacağım’ gibi. Ne istediklerini bildikleri için, hedeflerine de erkenden odaklanırlardı. Yeteneklerini geliştirmeye çalışırlardı. Ders çalışır, kitap okurlardı.

Umut, genç tutkuların dadısıdır.Bickerstaff

Şimdi sokaktaki herhangi bir çocuğu rastgele durdurup, aynı soruyu ona sorduğunuzda, aldığınız cevap şu: ‘Ne olursa olsun, fark etmez. Şuradan(aile yanından) bir kurtulayım da, artık neresi olursa, hiç fark etmez.’ Çünkü önce gerçek dünyadan koparıldılar sonra da hayalleri ellerinden alındı. Yerine sanal dünyanın oyuncakları tutuşturuldu. Şimdilik o oyuncaklarla geçiriyorlar bütün zamanlarını. Doğrusu daha şimdiden birilerinin oyuncağı olduklarının ve hayatları boyunca da öyle kalacaklarının farkında değiller. Zira şimdiki çocuklar kendilerinin değil, başkalarının hayallerini gerçekleştiriyorlar. Ancak her çocuk gibi, o oyuncaklardan da bıkıp, etrafa fırlatıp attıkları zamanlar gelecektir. Sanal âlemden ve onun oyuncaklarından tatmin olmayan çok az sayıdakiler kendilerine başka yollar, dünyalar arıyorlar. Çoğu kendini yurt dışına atıyor. Zira aralarında hasbelkader iyi yetişmiş ve akıllı olanlar, tepeden tırnağa bozuk bu sistemde, nüfusun yoğun, istihdamın az olduğunun farkındalar. Ahlak, adalet ve asaletin olmadığı bir ülkede özgür ve güvende olmadıklarının da farkındalar. O yüzden kaçmak ve kurtulmak tek çare onlar için. Öyle de yapıyorlar. Dolular altın tepsilerde kapış kapış giderken, bize de boşları toplamak kalıyor.

MAYIS-2020

Okan ONUR

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here