Ana Sayfa Yazar Köşesi Değişen Toplum

Değişen Toplum

Toplumumuzun farklı kesimleri, farklı tarihi dönüşümleri özellikle son 30 yıldır eş zamanlı olarak yaşıyor. Kimimiz köyden inip, şehirde yabancısı olduğu yeni bir hayat kurmanın; kimimiz bir metropole ayak uydurmanın; kimimiz ise, internet dünyasının sanal âlemlerinde varlığını bulmanın derdinde. Ancak yine de hepimiz aynı şekilde asimilasyona maruz kalıyor, aynı potada eriyoruz.

Tarım toplumundan sanayi toplumuna, cemaatten cemiyete, köyden kente geçişi; sanayi toplumundan bilgi toplumuna, moderniteden post-moderniteye, bilgi toplumundan ağ toplumuna geçişlerinin hızlı ve karman çorman olması, yaşadığımız derin travmaların baş nedeni. Hiç alışık olmadığımız, üzerinde hiç düşünmediğimiz,üstelik hiçbir katkı sağlamadığımız, hiçbir şeyini planlamadığımız, hiçbir yönünü ne öncesinde ne de sonrasında kestiremediğimiz bir süreç bu. Ve bu süreç sosyal, kültürel, demografik, ekonomik, eğitim, sağlık, hukuk, kültür, bilim ve teknoloji gibi her alanda kendini çok net bir biçimde gösteriyor. Bu süreçlerden geçerken toplumumuzun kılavuzu ‘güdülenme ve sürülenme’. Kılavuzu karga olunca da, burnu boktan kurtulmuyor haliyle. Tepeden tırnağa ‘algı operasyonlarının’ bombardımanına maruz kalan toplumumuzda bir akıl tutulması, dumur olma hali var. Bu kadar kopuk, plansız ve kuralsız bir süreci hiç beklemeyen bir toplumun önce şaşkınlık yaşaması, üstüne sapıtması da gayet doğaldır.

Yaşadığımız derin dönüşümün sancı ve saçmalıklarını anlayabilmek için önce Batı’nın kendi dönüşümünü anlamamız gerekiyor. Zira Batı toplumunun 17. ve 18. yüzyıllarda yaşadığı ‘Aydınlanma Çağı’nı biz yaşayamadan, kendimizi bir anda ‘Uzay ve Bilişim Çağı’nda bulduk. Bu maymunun eline cep telefonu verilmesi gibi bir durum. Fakat maymun bir türlü gözünü açmıyor.
Endüstri Devrimi, insanları köylerden itip kentlere sürüklerken, insanların binlerce yıldır benimsemiş olduğu iş bölümü ve dayanışma usullerini değişmeye zorladı. Bu sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi dönüşüm sırasında eski normların, örf ve ananelerin, geleneksel ortak değerlerin tamamen buharlaşıp yok olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Eski değerlerin yerine daha fazla bencilliğin, kibirin, menfaatçiliğin ve ahlaksızlığın teşekkül ettiği ‘yeni bir dünya düzeni’ kuruldu. İşte bu döneme damgasını vuran kuralsızlık haline Durkheim ‘anomi’ ismini veriyor. Batı’nın yaşayıp ardında bıraktığı dönüşümü, biz millet olarak bir türlü (y)aşamıyoruz. Çünkü köyden kente göçün getirdiği şehirleşme ve sanayileşmenin gerektirdiği organik iş bölümü ve sistemleşmeyi bir türlü içselleştiremiyoruz. Bununla beraber ‘eğitim ve kültürü’, bir türlü sağlam bir zemine oturtamıyoruz. O yüzden sürekli ayağımız kayıyor ve düşüyoruz.

Düştüğümüz yerden de kalkamadığımız bir ‘anomi’ halindeyiz. Ortak değerlerimiz hükmünü, geleneksel inançlarımız etkisini, insani ve ahlaki kültürümüz değerini yitirmiş durumda. Sosyal ve medeni ilişkileri düzenleyen adabı muaşeret kuralları tamamen ortadan kalkmış, temel düşünce ve inançlarımız tarumar edilmiş durumda. İlkellik, ilkesizlik, iltibas, iltihap yaşam biçimi olmuş durumda.
Günümüzde insan kendini çok yalnız ve güçsüz hissediyor. Eylemlerimizle, seçimlerimizle bir şeyleri değiştirebileceğimize dair inancımızı kaybetmiş durumdayız. Varlık yoksunluğu, bilinç yitimi ve anlam kargaşası yaşıyoruz. Hiçbir şeyin farkında değiliz. Boş ve saçma sapan işlerle günlerimizi heba ediyoruz. Neye inanacağımızı, be uğruna yaşayacağımızı şaşırmış durumdayız.

Hepimiz de bir kuralsızlık, boş vermişlik hali mevcut. Kendimizi akıntıya bırakmış durumdayız. Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete. Farkındalık yok. Birbirimizden farkımız yok. Beklenti, bekleyiş ve belirsizlikler hepimiz için aynı. Kuruntu ve endişelerimiz aynı. Menfaatlerimiz için yaşıyoruz. Kişisel zevk ve keyif için yapamayacağımız şey yok gibi.

Menfaatlerimize ulaşmak için, toplumsal olarak onaylanmayan araçları sorumsuzca ve gayriahlaki olarak kullanmaktan hiç çekinmiyoruz. Etik kuralları ihlal etmekten başka yol ve yöntemimiz yok. Aşırı bir hırsa, kibre, kine ve bencilliğe kapılmış gidiyoruz. Gerçeklerle ve doğrularla bağımız tamamen kopmuş durumda. İnternet teknolojilerinden müteşekkil gayriciddi temeller üzerine kurulmuş yeni ve sanal bir dünyada debeleniyoruz. Sosyal medya denilen pavyonlarda kâh eyleniyor kâh eğleniyoruz.

Kalabalıkların içinde yalnızız. İstemsizce hayatımızı israf ediyoruz. Sevgiden, saygıdan yalıtılmış bir ruh hali içindeyiz. Kimseye merhametimiz, hoşgörümüz yok. Kendimize olan özgüvenimiz, saygımız hiç yok. Kendimizle barışık değiliz. Hayatımızı bütünüyle boş, anlamsız, saçma sapan eylemlerle boşa harcıyoruz. Boşlukta bocalayan birer meteor taşı gibi dengesiz, şuursuz, koordinatsız, amaçsız ve plansız yaşıyoruz. Hasbelkader, gelişigüzel yaşıyoruz. Kafamız sert taşlara çarpsa bile bir türlü akıllanmıyoruz. Bir tilt topu gibi, oradan oraya sürükleniyoruz. Ne yapmak gerektiğini bilmiyoruz. Nasıl yapılır, onu da bilmiyoruz. Hiçbir hedefimiz yok. Hayata, doğaya, insanlığa, medeniyete hiçbir katkımız yok. Başarılı olmak gibi gailesi yok. Çoğunluğun dâhil ve müdahil olduğu kural tanımazlık ve ahlaki çöküş, hem kendi hayatlarını hem de bu durumdan muzdarip ve müşteki olan azınlığın hayatını dayanılmaz kılıyor.

“Size sesleniyorum cümle insanlar! Ne olursa olsun dininiz, milletiniz; bırakın kavgayı, kini, garezi; atın silahları ellerinizden. Tanrı bile yarattığına pişman. Unuttuk sevmeyi, sevilmeyi; bir çaba ki tükenmek bilmez. Evrende kardeşçe yaşamak varken, neden korkuyoruz birbirimizden?” Jack London

Ah insan! Ne buluşlar yaptın, ne uygarlıklar yarattın; doğayı esir aldın, yeryüzünün tek hâkimi oldun. Öyle gelişti ki aklın ve yeteneklerin; yıldızları yakaladın. Fakat nedense bir türlü adam olamadın.

HAZİRAN-2020

Okan ONUR

- Advertisement -

SOSYAL MEDYA

16,985BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
2,458TakipçilerTakip Et
1,500AboneAbone Ol

Çok Okunanlar

Çalışmalar Yeşil Bir Kartal İçin

“Yeşil Odaklı Kartal” için çalışmalar aralıksız devam ediyor. Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in seçim döneminde üzerinde özellikle durduğu “Yeşil Odaklı, Çevreci, Yaşanabilir Bir Kent” oluşturma...

Başkan Yüksel İBB Meclisinde Konuştu

Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu liderliğinde gerçekleşen ve İBB’nin 2021 yılı bütçesinin görüşüldüğü Büyükşehir Belediye Meclis Toplantısı’na...

Sağlık Bakanı Uyardı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca sosyal medya hesabından paylaşım yaparak Koronavirüs tedbirleri hakkında dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yaptığı paylaşımda "Salgına karşı zorunlu...

Sancaktepe Belediyesi Ödüle Doymuyor

Marmara Belediyeler Birliği tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Altın Karınca Belediyecilik Ödül Törenin de, Sancaktepe Belediyesi Afet Yönetimi kategorisinde Mobil ve Web Uygulama...

İlgili Haberler

Çalışmalar Yeşil Bir Kartal İçin

“Yeşil Odaklı Kartal” için çalışmalar aralıksız devam ediyor. Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in seçim döneminde üzerinde özellikle durduğu “Yeşil Odaklı, Çevreci, Yaşanabilir Bir Kent” oluşturma...

Başkan Yüksel İBB Meclisinde Konuştu

Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu liderliğinde gerçekleşen ve İBB’nin 2021 yılı bütçesinin görüşüldüğü Büyükşehir Belediye Meclis Toplantısı’na...

Sağlık Bakanı Uyardı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca sosyal medya hesabından paylaşım yaparak Koronavirüs tedbirleri hakkında dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yaptığı paylaşımda "Salgına karşı zorunlu...

Sancaktepe Belediyesi Ödüle Doymuyor

Marmara Belediyeler Birliği tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Altın Karınca Belediyecilik Ödül Törenin de, Sancaktepe Belediyesi Afet Yönetimi kategorisinde Mobil ve Web Uygulama...

Tuzla’da Öğrencilere Deprem Eğitimi Verildi

Tuzla’da üniversite sınavına hazırlanan Tuzla Gençlik Merkezi(TUZGEM) öğrencilerine afet anında neler yapılması gerektiği anlatıldı. Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı,” Özellikle Afet durumlarında ilk...
- Advertisement -