Reklam
Ana Sayfa Bilim Katil insan 3

Katil insan 3

- Advertisement -

Bugünkü insana baktığımızda da atalarına uyduklarını rahatlıkla görüyoruz. Ancaktek bir farkla:artık insan hiçbir şey için mücadele etmiyor. Çevresel koşullar ve araçlarkıyaslanamayacak kadar çok değişti. Özellikle teknolojininilerlemesi ile insanrahata kavuştu. O rahatlık bugün insanda büsbütün yavşaklığa, gevşekliğe, tembelliğe ve kaygısızlığa neden oldu.Artık insanlar, cennet gibi adaların bambudan oyun parkurlarında yarışarakeğleniyorlar. Eğlenirken de, 80 milyonu eğliyorlar. Buna da ‘hayatta kalma mücadelesi’ diyorlar. Ben aklı olanın bu gördükleri karşısında ‘aklına mukayyit olma mücadelesi’ diyorum.
Günümüz insanının yiyip, içip, çiftleşmekten başka bir derdi yok. Demek oluyor ki, 2,5 milyon yılda,insanın mücadele azmi dışında değişen hiçbir şeyi yok. 1,5 dakikada dürümü gömmekle, 1,5 dakikada çiftleşmeye mücadele denmez zira. Bir ömrü betona gömüp, 1,5 dakikada toprağa gömülmeye de mücadele denmez.
“Eğer bütün eğlencesi, bütün işi gücü yiyip, içip, uyumaksa insan nedir ki? Hayvandır, fazla bir şey değil!”Shakespeare
İnsan vaktiyle mağarada yaşarken, bugün gecekonduda yaşıyor. Vaktiyle bir taşın üzerine oturup karı, yağmuru, şimşeği nutku tutularak izlerken, bugün aynı mantıkla dizi izliyor. Vaktiyle tanrı zannettiği kurbanı kesip yerken, bugün tanrının istediğini zannettiği kurbanı kesip yiyor. Vaktiyle akılsız ve bilgisizken, bugün kendisinden kat kat akıllı telefonu kullanabiliyor. Ancak tüm bu teknolojinin getirdiği sosyal gelişmelerinsanı akıllı kılmıyor. Karıncalar ve arılar da canlılar âleminin en gelişmiş sosyal yapılarına sahipler ancak Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi bir karınca ya da Gıda Mühendisi bir arı göremezsiniz. Zamanla sadece alet ve vasıtalar değişti; fakat insanların hedef ve motivasyonları aynı kaldı.
Vaktiyle son derece çetin doğa şartlarında mücadeleci olmak zorunda olan insan bugün boş işlerle uğraşıp, yan gelip yatıyor. Teknolojinin getirdiği büyük kolaylıkla gerçeklikten kopuk, yalnız ve sanal bir dünyada yaşıyor. Ne zaman sokağa çıksam, ‘6.His’ filmindeki meşhur sahne geliyor aklıma. Çocuk, Bruce Willis’e: “Ölü insanlar görüyorum.” der. Willis: “Nerede?” diye sorar. Çocuk: “Her yerde!” diye cevap verir. Sokaktaki insanlar bana ‘yaşayan ölüler’ gibi geliyorlar. Çoğu suratsız, umarsız, amaçsız, şuursuz, ruhsuz adeta. Tavır ve davranışları aynı. Aynı üretim hattından çıkmış standart bir ürün gibi. Kalite yerlerde sürünüyor. Afrika’nın herhangi bir savanasındaki bir zebra sürüsü gibi geliyorlar bana. Hal ve hareketleri, kılık-kıyafetleri, aksesuarları bile aynı. Bir toplum birbirine bu kadar mı benzer? İstisnalar dışında, aynı güdülerle aynı tipik hareketleri sergiliyorlar. Birbirlerini taklit ediyorlar. O kadar gerçeklerden kopuk, farksız ve farkındalıktan uzaklar ki, adeta bu dünyada yaşamıyorlar. Bu bana Platon’un ‘İdealar Dünyası’nı anımsatıyor: “İnsanlar, bir duvarın önünde zincirlenmişlerdir. Işığı görmüyorlar. Çünkü ışığa sırtlarını çevirmişlerdir. Gerçekler, insanların sırtlarıyla ışığın arasından geçmektedirler. İnsanların gördükleri bütün şeyler gerçeklerin kendileri değil, duvarda beliren gölgeleridir. Bu insanları omuzlarından tutup zorla ışığa çevirseydik; önce gözleri kamaşacak, gerçeği göremeyeceklerdi. Ama sonra, yavaş yavaş gözleri ışığa alıştıkça, gerçek sandıkları gölgelerin asıllarını, asıl gerçekleri görmeye başlayacaklardır.”(Devlet, VII, 514A ve sonrası). İnsanlar gerçeklerden o kadar uzaklar ki, üstelik -başta kendisininkiler olmak üzere- şu dünyadaki tüm işlerin mantıklı bir amaca hizmet etmek için yapıldığına gözü kapalı inanıyorlar. “Gerçeği aramayan iki varlık var: Tanrı ve bilgisiz insan…Birincisi tam içinde, ikicisi de tam dışında bulunduğundan ötürü, bu her iki varlık da gerçeğin farkında değildir.”(Hançerlioğlu, Düşünce Tarihi, 1970, s. 63).
İnsanlar doğa yasaları gereğince, genellikle iki bölüme ayrılırlar: Sıradanlar ki bunların biricik görevleri, kendileri gibi olanların çoğalmalarını sağlamak, bu işin aracı olmaktır. Diğeri ise kendi çevrelerine yeni bir söz söylemek ve yetenek dehasında olanlar. Doğaldır ki, bu arada sınırsız sayıda alt bölümleme yapılabilir. Ama bu iki ana bölümün ayırt edici çizgileri oldukça keskindir. Birinciler yani kendileri gibi olanların çoğalmasına aracı olanlar, doğaları gereği tutucudurlar, uysaldırlar, boyun eğerek yaşarlar ve boyun eğmeyi severler. Çünkü bu onların görevleridir. İkinci bölümdekilerse, sürekli olarak yasaları çiğnerler, yıkıcıdırlar ya da yeteneklerine bağlı olarak yıkıcılığa yatkındırlar. Bunların işlediği suçlar, doğaldır ki, son derece çeşitli ve görecelidir; ama büyük çoğunluğu birbirinden apayrı nedenler ileri sürerek, daha iyi şeyler adına şimdinin yıkılmasını isterler. Bunların ülkülerini gerçekleştirmeleri için, cesetlerin, kan göllerinin üzerinden atlamaları gerekse, bence kendilerine bu izni vicdan rahatlığıyla verebilirler. İkinci bölümdekilerin kendilerine tanıdıkları hakkı, yığın hiçbir zaman onlara tanımamıştır. Onları en ağır biçimde cezalandırmış, boyunlarını vurmuştur; bunu yaparken de tümüyle haklı olarak, kendi tutucu görevini yerine getirmiştir. Bununla birlikte, sonraki kuşaklar da aynı yığın, başları vurulan bu insanların heykellerini dikmiş ve onlara tapınmıştır. Birinci bölümdekiler hep bugünün, ikinci bölümdekilerse hep yarının efendileridir. Birinciler dünyayı korurlar ve onu sayıca çoğaltırlar; ikinciler dünyayı hareket ettirirler ve onu bir amaca doğru yöneltirler. Her iki bölümdekiler de tümüyle eşit yaşama hakkına sahiptirler(Dostoyevski, Suç ve Ceza).

MAYIS-2020

Okan ONUR

- Advertisement -

SOSYAL MEDYA

16,985BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
2,458TakipçilerTakip Et
1,500AbonelerAbone

Çok Okunanlar

Eğer Farklıysan

“Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkûm oluyorsun.” Aldous Huxley ‘Onlar kendi kurdukları dünyalarında birbirlerini kazıklamak ile mutlu bir şekilde yaşamaya devam ede dursunlar, benim kendi sorularım vardı....

KARTAL’DA 15 TEMMUZ ŞEHİDİ UNUTULMADI!

15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişiminde tanklara karşı durarak şehit olan Kartallı Şükrü Bayrakçı, şehadetinin 4. yıl dönümünde Kurfalı Mezarlığı’ndaki kabri başında gerçekleştirilen anma...

BİAT KÜLTÜRÜ

Boyun eğme, biat etme kültürü bizim toplumumuzda binlerce yıllık bu anlayıştan ötürü oluşmuştur. Emirlere uyması sağlanarak, sorgusuz sualsiz itaat ettirilerek, kula kulluk yaptırılarak, bu...

HIZINA YETİŞİLEMEYEN GÜNDEM

Bölünüyor, parçalanıyor ve yönetiliyoruz.. Öyle çok olay yaşanıyor ki ülkemizde ve öyle sessiz ki toplum, sanki herkes her şeyi sessizce kabulleniyor... Ya da artık ses...

Related News

Eğer Farklıysan

“Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkûm oluyorsun.” Aldous Huxley ‘Onlar kendi kurdukları dünyalarında birbirlerini kazıklamak ile mutlu bir şekilde yaşamaya devam ede dursunlar, benim kendi sorularım vardı....

KARTAL’DA 15 TEMMUZ ŞEHİDİ UNUTULMADI!

15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişiminde tanklara karşı durarak şehit olan Kartallı Şükrü Bayrakçı, şehadetinin 4. yıl dönümünde Kurfalı Mezarlığı’ndaki kabri başında gerçekleştirilen anma...

BİAT KÜLTÜRÜ

Boyun eğme, biat etme kültürü bizim toplumumuzda binlerce yıllık bu anlayıştan ötürü oluşmuştur. Emirlere uyması sağlanarak, sorgusuz sualsiz itaat ettirilerek, kula kulluk yaptırılarak, bu...

HIZINA YETİŞİLEMEYEN GÜNDEM

Bölünüyor, parçalanıyor ve yönetiliyoruz.. Öyle çok olay yaşanıyor ki ülkemizde ve öyle sessiz ki toplum, sanki herkes her şeyi sessizce kabulleniyor... Ya da artık ses...

Srebrenitsa Katliamı Unutulmadı

Srebrenitsa katliamının gerçekleşmesinin 25. yıl dönümünde Kartal’da anlamlı bir anma töreni düzenlendi. Kartal Belediyesi tarafından yaptırılan Srebrenitsa Boşnak Soykırım Anıtı önünde gerçekleştirilen 25. yıl dönümü...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz