Reklam
Ana Sayfa Bilim ÇOCUKLARIMIZ!

ÇOCUKLARIMIZ!

- Advertisement -

Deveye sormuşlar: ‘Belin niye eğri?’ diye. ‘Nerem doğru ki!’ demiş. Bizimkisi de o hesap. ‘Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça.’

Problem en başta anne-babalardan başlıyor. Çocuklar üzerinde tamamen yanlış yetiştirme politikaları uyguluyorlar. Üstelik ekonominin, sosyo-kültürel yapının ve eğitim sisteminin berbatlığı da buna eklenince ortaya fecaat bir durum ortaya çıkıyor. Tıpkı ebeveynleri gibi robotlaştırılıyorlar. Aynı mutat karaktere sahipler. Algıları, hareketleri, davranışları, tepkileri vs. her şeyleri aynı. Çünkü aynı müktesebattan geçmiş anne-babalar tarafından, aynı yanlış histeriyle yetiştiriliyorlar. Tabi çevrenin de bunda etkisi büyük.

Bir kere en başta ‘sevmeyi’ bilmiyoruz. Sadece çocuk sevmeyi değil, herhangi bir şeyi; insan olsun, hayvan olsun, eşya olsun ‘gerçek sevgiyi’ bilmiyoruz. Bizim toplumumuzda sevme duygusunun içinde zerre kadar akıl, bilinç yoktur. Biz duygusal, manevi, psikolojik itki ve etkilerle hareket eden bir toplumuz. Mesela aşklarımız da öyle. ‘Bilinç dışı özgürlüğünün itkisiyle en sonunda âşık olmuştur.’ – Selim İleri. Yani bütün hareketlerimizin temelinde ‘akıl’ değil, ‘duygular’ yatar. O yüzden çocuk sevmeyi bilmiyoruz. Çocuklara aşırı sevgi gösterisinde bulunup, ilgi manyağı yapıyoruz. Oysa bunu yapan ebeveynin kendisi, çocukluğunda asla ve kata böyle sevgiye, ilgiye maruz kalmamıştır. İşte asıl sorun da burada başlamaktadır. Kendi çocukluğunda olmayan ve yaşayamadığı ne varsa abartarak, çocuklarının üstünde tamamlama aczi ve ezikliğidir bu. Ben sevilmedim, o sevilsin; ben şımartılmadım, o şımartılsın; ben yiyemedim, o yesin; ben içemedim, o içsin; ben giyemedim, o giysin; ben bilmem ne yapamadım, o yapsın hasebiyle yetiştiriliyorlar. Öyle olunca da şımarık, hazırcı, yokluk çekmemiş ve hiçbir şeyin kıymetini bilmeyen mahlûklara dönüşüyorlar. İlerleyen yaşlarda sadece kendi çıkarlarını gözeten, bencil, sevgi yüzsüzü, ilgi arsızı, saygısız ve özgüvenden yoksun bireyler oluyorlar. İnsanoğlunun iki önemli zaafı; sevdiğinde kusur, sevmediğinde meziyet görmemesidir. İşine öyle geldiği için. Ama sonuç genelde işine gelmez. Severken görmediğin kusur, sonunda o seni gelip görüyor.

Yaşayan ölülerin ve beton yığınlarının arasında yetişen bu çocuklardan daha ne beklenebilir? Gerçek hayatta, yaşayan insanların ve doğanın kucağında yetişmediği için ölü doğmuş, doğa öksüzü ve insan yetimi oluyorlar. Zira doğal yaşamdan, dünyanın gerçeklerinden, insani değerlerden muaf yetişiyorlar. Doğal hayatı, köy yaşamını bilmiyorlar. Bitkiyi, ağacı tanımıyorlar. Ağaçlara tırmanıp, meyve yemiyor; o ağaçtan düşmüyorlar. Hayvanları tanımıyorlar. Hiçbir hayvanın yavrulamasına şahit olmuyorlar. Ata, eşeğe binmiyorlar. Hayvanları tanımıyorlar. Hayvan sevgisini tadamıyorlar. Dereyi, çayı bilmiyorlar. O dereden geçerken yosunlu taşlara basıp, kayarak düşmüyorlar. İmeceye gitmiyor, rençperlik yapmıyorlar. Kağnı çekip, petek çıkarmıyorlar. Tarla belleyip, başak oraklamıyorlar. Dibek dövüp, çıkrıkla su çekmiyorlar. Bunlar ve daha nicelerini görmeyen, bilmeyen, yaşamayan çocuk ileride eksik bir insan olur.

Atalarımız binlerce yıl doğayla iç içe yaşadılar. En çetin çoğrafya ve iklim şartlarında hayatta kalmaya çalıştılar. Hep tarımla uğraştılar. Hayvanlarla beraber yaşadılar. Doğadaki vahşi hayvanların birçoğunu evcilleştirdiler. Hayvancılık yaptılar. Biz buyuz ve bunu asla inkar edemeyiz. Doğayı ve içindeki biyo-çeşitliliği tanımayan, hayvanları ve diğer canlıları bilmeyen bir insan ne kendini, ne başkalarını, ne doğayı ne de başka canlıları sevemez. Onlarla barış içinde yaşayamaz. Geldiği yeri bilmeyen, gittiği yolu da bilemez.

Nitekim öyle de oluyor. Evinden servisle alınıp, sınıfına kadar götürülen; götürülürken betondan ve trafikten başka hiçbir şey görmeyen; bir cebine akıllı telefon, diğerine bol harçlık verilen; saçma sapan ve ezberci bir eğitime tabi tutulan; zamanının çoğunu savaş oyunları oynayarak, geri kalanını da sosyal medyada takılarak geçiren bu çocuklardan hangi doğru yolu bulması beklenebilir? Bulamıyor da. Şu ana kadar dünyada herhangi bir konuda ses getiren bir başarıya sahip tek çocuğumuz yok. Ama o çocuklara sorsan; onlar birer ‘kral’, ‘prenses’. Ana-babaları için de öyle. Arabanın arka camına ‘Bu arabada kral var’, ‘Burada bir prenses var’ yazıları asarsan, 15 sene çocuğa prens, prenses muamelesi yaparsan, kendisini öyle görür. Ancak orana burana ‘Atatürk’ dövmesi yaptırmakla Atatürkçü olunmadığı gibi, oraya buraya kralsın, prensessin, adamsın filan yazınca da öyle olunmuyor. Kamyonun karoserindeki ‘Tek rakibim THY’ gibi bir espriden, saçma bir ironiden ibaret kalır. Halbuki bu çocukları büyüdüklerinde acı gerçekle yüzleştirmek zorunda bırakıyorsun. Bir süre sonra travma geçiriyorlar. Gerek yok. Yazıktır. Ebeveynin yarattığı sanal dünyada yetişen çocuk, ileride de gerek internetin gerekse de ‘üst aklın’ yarattığı ve algıların yönettiği sanal dünyada yaşamaya devam edecek. Bari baştan çocuğa bir farklılık, farkındalık aşıla ki, ileride yaşadığı dünyanın gerçeklerini görebilsin. İliklerine kadar bir canlı olduğunu, insan olduğunu hissetsin. Hem böylece sürünün güdümünde veya üst aklın esaretinde kalacağına, kendi aklının hükmünü sürer.

Nisan-2020 

Okan ONUR

- Advertisement -

SOSYAL MEDYA

16,985BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
2,458TakipçilerTakip Et
1,500AbonelerAbone

Çok Okunanlar

Kartallı Tiyatroseverlere Müjde

Kartal Belediyesi, 1 Temmuz normalleşme takvimi kapsamında, tiyatroların yeniden hizmet vermeye başlaması ile birlikte vatandaşları, kültür sanat etkinlikleriyle buluşturmak amacıyla organizasyonlarına başladı. Buna göre...

Sıradışı Komutan

Ruslar, Anadolu’ya yürümüş ve önemli Erzurum müstahkem mevkiini aldıktan sonra, Karadeniz’deki Türk limanı olan Trabzon’u işgal etmişlerdi. Türkler Erzurum’u almak için temmuz ayında bir...

Denizcilik ve Kabotaj Bayramı Kartal Belediyesi Öncülüğünde Gerçekleştirildi

Kartal Belediyesinin organizasyonluğunda gerçekleştirilen 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı Kartal Dragos Su Sporları İskelesinde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj...

BU İNSANLAR NE ARIYOR?

Google’ın arama istatistikleri, bir toplumun kültürel ve ahlaki yapısını çok net bir şekilde ortaya seriyor. Google, her yılbaşı, tüm ülkelerde ‘yılın en çok aranan...

Related News

Kartallı Tiyatroseverlere Müjde

Kartal Belediyesi, 1 Temmuz normalleşme takvimi kapsamında, tiyatroların yeniden hizmet vermeye başlaması ile birlikte vatandaşları, kültür sanat etkinlikleriyle buluşturmak amacıyla organizasyonlarına başladı. Buna göre...

Sıradışı Komutan

Ruslar, Anadolu’ya yürümüş ve önemli Erzurum müstahkem mevkiini aldıktan sonra, Karadeniz’deki Türk limanı olan Trabzon’u işgal etmişlerdi. Türkler Erzurum’u almak için temmuz ayında bir...

Denizcilik ve Kabotaj Bayramı Kartal Belediyesi Öncülüğünde Gerçekleştirildi

Kartal Belediyesinin organizasyonluğunda gerçekleştirilen 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı Kartal Dragos Su Sporları İskelesinde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj...

BU İNSANLAR NE ARIYOR?

Google’ın arama istatistikleri, bir toplumun kültürel ve ahlaki yapısını çok net bir şekilde ortaya seriyor. Google, her yılbaşı, tüm ülkelerde ‘yılın en çok aranan...

1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramını Kartal Belediyesi Etkinliklerle Kutluyor

Denizlerimizdeki bağımsızlığımızı elde edişimizin 94. Yıl dönümünde Kartal Belediyesi 1 Temmuz Çarşamba günü saat: 17:00’de Kartal sahil yolu su sporları merkezi “Eski Tekel İskelesi”...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz