Reklam
Ana Sayfa Asayis BEYİN GÖÇÜ 2

BEYİN GÖÇÜ 2

- Advertisement -

Bugün bir ülkenin temelini oluşturan üçlü sacayağı eğitim, sağlık ve hukuk sistemi ülkemizde tamamen çökmüş durumda. Açlık, sefalet, yoksulluk, işsizlik had safhada. Yolsuzluk, hırsızlık, adam kayırma ve rüşvet toplumun kabul gördüğü bir norm halini almış. Güçler ayrılığı ilkesi parçalanmış; yasama-yürütme ve yargı tek adamın elinde toplanmış durumda. Eşitsizliğin her türlüsü gırla ve adaletsizlik çok yüksek. Torpil, hülle, liyakatsizlik tavan yapmış. Cumhuriyet kazanımı olan tüm ilkelerimiz iğdiş edilmiş durumda. Borç gırtlakta. Ekonomi çökmüş durumda. Milli değerlerimiz talan edilmiş; fabrikalarımız, işletmelerimiz, kurum ve kuruluşlarımız, topraklarımız yabancılara peşkeş çekilmiş. Elini kolunu sallayarak el koyduğu burnumuzun dibindeki 21 adada mangal partisi yapanlara gıkımız çıkmıyor; en hafif tondan sesini çıkaran muhalifler anında içeri tıkılıyor. Daha saymaya gerek var mı? İnsanın bu ülkede kalması için tek bir sebep var: tüm bu olumsuzluklarla savaşmak!

Dünya artık bilişim çağına girdi, bu çağda beton döken değil; bilime, teknolojiye, bilişime para döken kazanıyor. Bilişim çağını yakalamak demek; kişi başına düşen ev, araba, akıllı telefon sayısını artırmak demek değil. Gelişmişlik demek, metrekareye düşen metreküp beton demek değildir. O akıllı telefonları tasarlayıp üretecek, programlar yazacak, yeni teknolojiler geliştirecek insanları yetiştirmek demektir. Ülkemizde Teknoloji Bakanlığı’nın bütçesi 666.206.000 TL, oysa Diyanet’in bütçesi 5.743.383.000 TL. Bunun nedenini hiç düşündünüz mü? Diyanetin ülke gelişmişliğine, bilim ve teknolojisine ne gibi bir katkısı olabilir?

Hala metrekareye 8 kişinin düştüğü metrobüslere binildiği bu ülkenin, su kanalından ve yerli otomobil üretmekten başka büyük hayali yok. Hâlbuki başka milletler şoförsüz araçlar kullanmaya başladı. Senin 5 milyar dolara tüp geçit yaptırmakla övündüğün bir dünyada, Hindistan 75 milyon dolara Mars’a uydu yolladı. 100 yıl evvel ‘İstikbal, göklerdeydi’, bugün malum istikbal etti. Bütün Dünya artık uçan hava araçları ve uzay teknolojileriyle uğraşıyor, sen uçan seccadeyle.

Gelişmiş ülkelerin gücü, sahip oldukları askeri, ekonomik, teknolojik bilgiye ve yapıya bağlı olarak değişiyor. Artık toplumlar sahip oldukları topraklarla değil; bilgileriyle yarışıp, teknolojileriyle savaşıyorlar. Buna en yerinde örnek Japonya’dır. 6.852 adadan oluşan bir takımada olan Japonya, coğrafi konumu ve durumu başta olmak üzere, sahip olduğu birçok dezavantaja ve 2. Dünya Savaşı’ndan çok ağır bir yenilgiyle ve hasarla çıkmasına rağmen, çok kısa bir sürede dünyanın, teknolojide en gelişmiş ülkeleri arasına girmeyi başarmıştır. Ve bu konuda istikrarı sağlamıştır. Bizim en büyük ve en istikrarlı başarımız ise sürekli tüketmek! Üretimimizin dişe tırnağa dokunur bir yanı olmadığını herkes biliyor. Şöyle söylersek sanıyorum çok daha iyi anlaşılır; ülkemiz 1 yılda, ürettiğinin 60 milyar dolar fazlasını tüketiyor. Arsızca, şuursuzca, fütursuzca tüketen; üretmeyi aklından bile geçirmeyen bir toplumuz.

Türkiye’de işsizlikten dolayı, işgücüne katılım oranı az(özellikle kadınlarda). Çünkü hem iş, istihdam yok; hem de tembel bir toplumuz. Ülke olarak tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde, değeri yüksek olmayan ürün ve hizmetler üretiyoruz. Hele ileri teknolojik ürün üretmedeki durumumuz içler acısı; %2,5. ABD, I-phone’nun bir sürü parçasını Çin’den tedarik ediyor ama asıl mesele sentlerle ölçülen o plastiğin ve çiplerin içine, 250-300 dolarlık işletim sistemi yazılımlarını koyabilmektir. Biz ise bırakın çipini çubuğunu, plastik kılıfını bile üretmekten aciziz. Ülkemizde okumuş, eğitim almış, kendini yetiştirmiş ve de geliştirmiş insanlar için verimli olabileceği, ülke ekonomisine katkı sağlayabileceği iş alanları neredeyse parmak sayısıyla eşdeğer.

Dünya üzerinde yaptığı sarayla, yolla, köprüyle, havaalanıyla geliştiğini iddia eden başka bir ülke yok. Belki Dubai bu iddiayı ortaya atabilir, ancak petrol bitse Dubai çölde kum eşeleyecek ağaç dalı bulamaz. Türkiye’nin geleceğe dair hiçbir yatırımı, planlaması, projesi yok. Oradan buradan borç alır, parasını veririm; Japon, Alman, Amerikalı yapar demekten başka düşüncesi de yok. Her yere TOKİ, AVM, lüks konut, rezidans vs. yapmakla kalkınma olmuyor. Bin tane AVM yapacağına, bir tane ileri teknolojik ürün geliştirecek şirket kur. Ama yok! Orta gelir tuzağına saplanıp kaldı Türkiye. Sadece Samsung bile Türkiye’den fazla para kazanıyor. Hiçbir teknolojisi sana ait olmayan ve sürekli zarar eden THY dışında tek bir dünya markamız yok. Sadece inşaatlarla övünen, binalara bakıp bakıp hayran olan bir güruh ile yakalayacağın başarı bu kadar, buna başarı denirse.

Değeri olmayan az miktarda tarım ürünü ve değerli madenlerinden başka satacak bir şeyin yok. Doğal güzelliklerinin ve tarihi eserlerinin bir bir yok edilmesi ve artan terör yüzünden, turizm gelirlerinde de korkunç bir düşüş var.Adil bir ticaret ortamı yok. Vergi kaçırmadan, hak yemeden, ihaleye fesat karıştırmadan, rant peşinde koşmadan ticaret yapamıyorsun. Vergiler çok yüksek, hukuk taraflı, devlet katında resmi ayrımcılık var.Dindar olmayanın iş kurma şansı çok zor. Yandaş ve paydaş olmadan, devlet ihalelerini kazanma şansın hiç yok.

Demokrasi, insan hakları, özgürlük, vb. konularda ise diplerdeyiz; bunlar olmadan gelişmeden bahsetmek imkânsız. Kimsenin kimseye ne saygısı ne de tahammülü var. Özellikle trafik ve sokaklar, gladyatörlerin dövüştükleri arenalara dönmüş durumda. Adeta kelle koltukta yaşıyoruz. Alçakgönüllülük, hoşgörü, tevazu, samimiyet, dürüstlük, ahlak gibi değerler yok edilmiş durumda. Apartmandan eğitime, siyasetten futbola, oy verdiğimiz partiden tuttuğumuz takımlara kadar, kutuplaştırılıp düşmanlaştırıldık. Vurulan annenin cenazesini yerden kaldırmak için, günlerce beklemen gereken ülkede sen yaşamak ister misin? Yorgun argın döndüğün işten sonra, evinin balkonunda bir çay keyfi yapayım derken maganda kurşununa kurban gitmek nasıl bir duygudur?

2 dil öğrendim, iyi bir bölüm ve üniversitede okudum. Bulabildiğim ne kadar kitap/film varsa okudum/izledim. Sokağa çıktığımdaysa ‘karıdan’ ibaretim. 40 derecede şort giydiğimde ağzının suyu akan adamlar görerek yaşamak istemiyorum. Bacak görmeyen insanların mastürbasyon malzemesi olmak da. Hiç kimse güvende değil. Kendimi hiçbir şekilde güvende hissetmiyorum bu ülkede.’ diyor kadınlarımız.

Duyuyor musun?

Mayıs-2020

Okan ONUR

- Advertisement -

SOSYAL MEDYA

16,985BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
2,458TakipçilerTakip Et
1,500AbonelerAbone

Çok Okunanlar

KARTAL’DA 15 TEMMUZ ŞEHİDİ UNUTULMADI!

15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişiminde tanklara karşı durarak şehit olan Kartallı Şükrü Bayrakçı, şehadetinin 4. yıl dönümünde Kurfalı Mezarlığı’ndaki kabri başında gerçekleştirilen anma...

BİAT KÜLTÜRÜ

Boyun eğme, biat etme kültürü bizim toplumumuzda binlerce yıllık bu anlayıştan ötürü oluşmuştur. Emirlere uyması sağlanarak, sorgusuz sualsiz itaat ettirilerek, kula kulluk yaptırılarak, bu...

HIZINA YETİŞİLEMEYEN GÜNDEM

Bölünüyor, parçalanıyor ve yönetiliyoruz.. Öyle çok olay yaşanıyor ki ülkemizde ve öyle sessiz ki toplum, sanki herkes her şeyi sessizce kabulleniyor... Ya da artık ses...

Srebrenitsa Katliamı Unutulmadı

Srebrenitsa katliamının gerçekleşmesinin 25. yıl dönümünde Kartal’da anlamlı bir anma töreni düzenlendi. Kartal Belediyesi tarafından yaptırılan Srebrenitsa Boşnak Soykırım Anıtı önünde gerçekleştirilen 25. yıl dönümü...

Related News

KARTAL’DA 15 TEMMUZ ŞEHİDİ UNUTULMADI!

15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişiminde tanklara karşı durarak şehit olan Kartallı Şükrü Bayrakçı, şehadetinin 4. yıl dönümünde Kurfalı Mezarlığı’ndaki kabri başında gerçekleştirilen anma...

BİAT KÜLTÜRÜ

Boyun eğme, biat etme kültürü bizim toplumumuzda binlerce yıllık bu anlayıştan ötürü oluşmuştur. Emirlere uyması sağlanarak, sorgusuz sualsiz itaat ettirilerek, kula kulluk yaptırılarak, bu...

HIZINA YETİŞİLEMEYEN GÜNDEM

Bölünüyor, parçalanıyor ve yönetiliyoruz.. Öyle çok olay yaşanıyor ki ülkemizde ve öyle sessiz ki toplum, sanki herkes her şeyi sessizce kabulleniyor... Ya da artık ses...

Srebrenitsa Katliamı Unutulmadı

Srebrenitsa katliamının gerçekleşmesinin 25. yıl dönümünde Kartal’da anlamlı bir anma töreni düzenlendi. Kartal Belediyesi tarafından yaptırılan Srebrenitsa Boşnak Soykırım Anıtı önünde gerçekleştirilen 25. yıl dönümü...

Hayatı anlamak

Bu bir anlam savaşı aslında. Bir yanda iyilik, diğer yanda kötülük. Gece ile gündüz, yer ile gök, beden ile ruh, artı ile eksi, madde...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz